top of page
Ara
  • A7 Kitap

Hıristiyanlık ve İslamiyette Merkezi Kutsal Sorunu ve Yozlaşma Dinamiği / Göktuğ Halis

Güncelleme tarihi: 10 May 2020



Hıristiyanlığın "merkezi kutsalı" İsa ve sözleriydi. Onun söylediklerinin günümüze dek nasıl kaldığı ise tartışmalı. 


Tümü Yunanca yazılmış resmi İncillerinden sadece birinin yazarı, Yuhanna, doğrudan İsa’nın yaşadığının tanığıydı ve kitabını İ.S. 65-90 gibi geç bir tarihte, Efes’te kaleme almıştı. Diğer kitaplardan en erken tarihlisi, İ.S. 60’lı yıllara tarihlenen Markos ise 12 havariden birisi değildi ve yine İsa’yı hiç görmeden “ani bir esinle onun yoluna giren” Paulus’un yardımcısıydı. Bununla birlikte Markos’un anlatısı, İsa’yı bizzat tanıyan bir havarinin, Petrus’un anlatılarına dayanıyor olmalıdır.  Diğer taraftan Matta ve Luka İncil'lerinin temel kaynağının Markos İncili olduğu yolunda yaygın bir kanaat bulunuyor. Yine Luka İncil’inin yazarının da Paulus ile yakın arkadaşlık ilişkisi vardı ve hepsinden önemlisi, Yahudi bile değildi.  Son olarak Filistinli bir Hıristiyan olan Matta’nın yazıları, yine İ.S. 70 gibi, göreli olarak geç bir dönemin ürünüydü.


İnanışa göre Kutsal Ruh'un izleyici olarak hazır bulunduğu bir konsilde çok sayıda İncil - Müjde yazını arasında gerçeğe uygun bulunanlar bunlardı. Diğerleri elendi. Günümüzde egemen görüş, gündemdeki çok sayıda İncil'in sayısının dörde indirilmesi kararında, havarilerin ve ilk Hıristiyanların kabullerinin etkin olduğunu iddia ediyor. Hıristiyan akademisyen ve ilahiyatçı Prof. T. Michel, "diğer İncillerin" belki de İsa hakkında, Kanonik İncillerde olmayan bilgiler içermiş olsa dahi, kabul görmeyişinin nedenini, benzer bir gerekçeyle açıklıyor. Bu mantıklıdır, zira İsa'nın ölümünün ardından Havariler, İsa'nın dirilişine tanık olmuş ve bunu müjdelemiş, onun sözlerini sıklıkla tekrarlamış, son akşam yemeği gibi ritüelleri sürekli canlandırmıştı. Bu ise, Kur'an-ı Kerim'in yazıya geçirilişine benzer bir kutsallık iddiasının geçerli olduğunu gösteriyor.  Başlangıçta, söz ile aktarılan İsa'nın yaşamı, sözleri ve mesajı aradan geçen zamanla, tahrifata uğrama tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. Böylesi bir durumda ise, ilk mü'minlerin uygulamalarının göz önünde bulundurulduğu bir "deneyim" büyük önem kazandı. 


Umberto Eco'nun dediği gibi orijinal belgenin olmadığı hallerde, ilk kopya orijinal sayılır...

Hıristiyanlığın yozlaşması ise merkezdeki kutsalın değişiminden kaynaklandı.Tüm Ortaçağ boyunca İsa'nın sözlerinin aksine zenginlik ve  ihtişamlı babaların yönettiği "Kilise" İsa'nın sözlerinin yerini almıştı. Dinin kurucusunun sözlerini uygulayanlar ise sapkın-heretik ilan edildi. Çok sayıda Hıristiyan yorumcusu, yalnızca Havariler gibi yaşamak istediği, tüm mal ve mülklerini sattıkları, İsa'dan aldıkları yetki ile vaat verdiği, günah çıkardığı ve Tanrı dışındaki hiç bir otoriteye boyun eğmediği için yargılandı.  


Merkezdeki yeni kutsal Kilise ile orijinal "kutsal" İsa arasındaki mesafe bu dönemde açıldı. Bizzat yoksulluk vaazında  kişilerin yargılanma ve suçlu bulunma metinleriyle doludur engizisyon tarihi. Yalnızca yoksulluk değil, İsa'nın barış öğüdü de çiğnendi bu dönemde. Bizzat Papa'lar Haçlı Seferleri ile doruk noktasına ulaşan bir savaşçı kültünü destekledi. Tanrı adına savaşanlara, üzerlerinde "haç" işareti bulunan kıyafetler giydirildi. Ölmeleri halinde bu işaret onlara cennet vaat ediyordu. Bu ordulardan bazıları, yalnızca Müslümanları ve Yahudileri değil, kendilerini İsa Mesih'in gerçek takipçileri olarak tanımlayan Hıristiyanları katletmekte kullanıldı 


İslamiyetin merkezi kutsalı ise Kur'andı. İnanç Tanrı'nın sözlerinin bir vahiy meleği-Cebrail aracılığıyla elçi Muhammed'e aktarıldığı kabulü üzerinde yükseldi. Peygamber Cebrail'i ilk gördüğünde orta yaşlardaydı. Buhari ilk karşılaşmayı şu şekilde anlatıyor: 

"Melek beni tuttu, takatim kesilinceye kadar sıktı, sonra bırakıp “Oku!” dedi. “Ben okumak bilmem” dedi, İkinci kez beni tuttu, takatim kesilinceye kadar sıktı, bıraktı, yine “Oku” dedi. “Ben okumak bilmem” dedim. Yine beni tuttu, üçüncü defa sıktı, bıraktı ve “Yaratan Rab’bin