
A7 Kitap
Merhametsiz bir Kentleşme Macerası - İstanbul
Adil Gürkan

Yedi tepesinin herhangi birisinden aşağı bakınca, ben her zaman bir kentten çok fazlasını
gördüm. Yaratanın İstanbul’u dünyaya bir hediye olarak göndermiş olduğunu düşündüm.
2000’lere kadar devam etti bu. Ne zaman bir tepesine çıksam ve Boğaz’a, Haliç’e
baksam, yeryüzünün bütün çapkın uygarlıklarını yakıp kavuran bir fettan güzel gördüm.
Ama bugün değil…
Bugün çok farklı bir İstanbul görüyorum.
Yorgun… Bezmiş… Sırtına taşıyamayacağı kadar ağır yük binmiş bir kent.
İstanbul’un yarım asır öncesini görmüş, bunun hazzını almış bir Anadolulu olarak,
Ben derim ki, Ey Anadolu’nun bozulmayan kentleri…
Size, dünyanın en düzenli, en kadim, en sevecen, en merhametli, en sanat aşığı kenti
nasıl berbat edilir, bunu anlatayım önce…
Buradan bir ders çıkaralım…
Önce bir hayal kuralım…
“Başka bir İstanbul olsaydı,” diye soralım. Neler olurdu, tahmin yürütelim. Bir işe
yaramasa da o eski güzel günlere methiyeler düzelim…
İstanbul 1900’lerin başındaki gibi kalsaydı...