Ara
  • A7 Kitap

Ve bütün yeğenler öldürülecek!


Süleyman Turna, Özgür Eren Koç'un A7 Kitap etiketine sahip olan, Dayısızlığa Övgü adlı romanını yazdı.



Oyunculuğu bırakıp senaristlikten kabin memurluğuna kadar pek çok işte çalışan Özgür Eren Koç şimdilerde eğitim hayatına yurt dışında devam ediyor. Kalem kâğıtla iç içe büyüyen Koç’un geçtiğimiz günlerde bir kitaba imza attığı haberini aldık. A7 Kitap etiketine sahip olan, Dayısızlığa Övgü adlı bu roman sert bir polisiye.


Aslında Dayısızlığa Övgü Koç’un ilk kitabı değil. 2021’de Binbin Feet Masalları adlı bir kitabı daha var. Ancak Koç bu kitaba, “Ömer Evren Kuzu” mahlasıyla imza atmış. Bu da ikinci kitabı gibi A7 Kitap etiketine sahip.


YAKILAN BİR EV – KİMLİĞİ BELİRLİ BİR CESET

Başkomiser İlker, il emniyet müdürü yardımcısından gecenin köründe bir telefon alır. Müdür yardımcısı ona, Komiser Doğukan’ı da alıp erkenden makamına gelmesini, çok önemli bir mesele olduğunu söyler. İlker ve Doğukan makama gittiklerinde ellerine bir cinayet dosyası tutuşturulur. Üstelik ceset, müdür yardımcısının yeğenine aittir.


İlker ve Doğukan, yanlarına katılan Mami’yle beraber olay mahalline gittiklerinde, evin yakılmış olduğunu görürler. Üstelik ellerinde pek de işe yaramayan güvenlik kamerası görüntülerinden başka bir şey yoktur.


Cinayet soruşturması ağır aksak ilerlerken, bir zaman sonra bol takipçili bir sosyal medya fenomeninin “cesedi” bulunur. İşin içine birtakım eski cinayetler de eklenince ipin ucu hepten kaçar.


KHK’LILAR, PANDEMİ VE SOSYAL MEDYA FAKTÖRÜ

Bütün bunlar olurken, kitabın hikâyesi bilindik polisiyelerdeki gibi “Katil kim?” gizemi üzerine kurulmaz. Öyle ki katilin kimliği, daha ilk bölümde, polisleri bile henüz görmemişken okura verilir. Bu da bizi, Koç’un başka bir yere parmak basmak istediği fikrini düşünmeye iter.


Buna yönelik karşımıza çıkan ilk şey meşhur KHK’lar olur: Devletten “Fettullahçı temizleme seferberliği”nin geldiği nokta ortada; hükümet karşıtı olmak bile fişlenmenize, ihbar edilip işinizden/kariyerinizden olmanıza yetiyor ne yazık ki. Boşalan kadroların da kimlerce doldurulduğu malum...


Kitapta KHK’lıların durumunu ilk etapta emniyet içerisinde görürüz. Binlerce polis günbegün görevden alınmaktadır. Zaten bu cinayet soruşturmasının Başkomiser İlker’in eline gelmesinin sebebi de bu yüzdendir; esas görevli başkomiser KHK ile atılmıştır.

Kitaptaki diğer bir baskın tema ise sosyal medyadır. Bu sadece ölenlerden birinin sosyal medya fenomeni olmasıyla alakalı bir durum değil. Koç bunu, özellikle de Twitter’ı romanın kurgusuna başarılı şekilde yedirmiş. Sahte adresler, hükümet karşıtı tweet’ler ve diğer cesetlerin yeri gibi pek çok konuda gerilimi arttıran bir mecra olarak sosyal medya kitapta önemli bir yer işgal ediyor.


Akla gelen bir diğer tema da pandemidir. Hem de sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı, vakaların ve ölüm korkusunun tüm dünyaya çığ gibi büyüdüğü günlerde geçer bütün hikâye. Her şeyin giderek daha da kötüleştiği bu kapalı günlere ait bir polisiye roman kurmak -dışarıda az insanın bulunması hasebiyle- ilk bakışta kolay bir kovalamaca yaratır gibi görünse de, katilin kurye kılığına, hatta kadın kılığına girmesi onu yine de görünmez yapar.


YA DA YEĞENLERE SÖVGÜ

Dayısızlığa Övgü adından da anlaşılacağın üzere muhalif bir roman. Diğer bir değişle bütün dayılara ve yeğenlere yönelik yazılan bir sövgü. Bilen bilir, memleketimizde her ikisinden de bolca bulunur. Herhangi bir iş kolunda ilerlemeniz, yeni projeler/araştırmalar yapabilmeniz için çalışkanlığa, yeteneğe pek kimsenin baktığı yok. Liyakatin yerlerde süründüğü günümüzde önemli olan kimin tarafını tuttuğunuz.


Zaten Koç’un kitapta verdiği örnekler de pek çok yerde karşımıza çıkan ve ne yazık ki çıkmaya devam eden benzeri hadiselerden esinlenilmiş; atanamayan öğretmenler, düşük notla akademik kariyer yapan yandaşlar, mesleğinden ihraç edilen doktorlar vs…

Bunun hükümet karşıtı bir tavır olduğunu belirtmekle beraber Koç’un “muhalefeti” de es geçmediğini söylemek gerek. Bazı “muhalif” yerlerde de benzer bir dayıcılığın hüküm sürdüğü ortada ne de olsa. Bu yönüyle yapılan eleştiri zamansız, ideoloji üstü bir yerde durur ve mesleki ahlaka ve kişisel erdemlere yönelir.


Binbir Feet Masalları’ndan sonra Dayısızlığa Övgü ile yazarlık kariyerine devam eden Koç, polisiyeseverlerin akılda tutması gereken bir isim. Özellikle de toplumsal eleştiri meselesini es geçmeden yazılmış metinleri okumak isteyenlere. Zira yaşadığı çağın gerçeklerinden kopmuş bir kitap en başta kendi gerçekliğini zedelemez mi?


Kaynak: www.evrensel.net

21 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Marilyn