top of page
Ara
  • A7 Kitap

YOLDAŞLIK MI DUYGUDAŞLIK MI?

Yücel Çağlar*


Canlı varlık olmamızla bağdaştırılamayacak denli mekanikleşiyorum(z) 2 ** sanırım; hem de çok büyük bir hızla. Baksanıza, yaşantım(ız)da son derece önemli olmasına karşın olumlu kimi değerler ile davranış biçimlerimin(zin) ayırdına pek varamıyorum(z); tümden unuttuk(m) mu acaba? Ayırdına varabildiklerimin(zin) ise çoğunluğunu yitirdiklerim(iz) oluşturuyor. Öte yandan ayırdına pek varamadan yeni değerler, davranış biçimleri oluşturuyorum(z) ama bu oluşumun nelerden beslendiğini çoğu zaman hiç sorgulamıyorum(z). Öyle ki, onlar da, yenilerine yer açmak için sanırım, geldikleri gibi yaşamımdan(ızdan) “sessiz sedasız” çıkıyor ya da çıkarılıyor. Bu değişim ve dönüşümlerin topluma, sınıflar ile bireylere yanı sıra ekolojik koşullara getiri ve

götürülerinin “muhasebesini” yapanlar var mı, bilemiyorum; ama öyle kolayına kaçıp

yalnızca bir boyutunu sorgulayarak değil, tümünü birden, yanı sıra, bütüncül biçimde.

Kanım o ki, böyle bir çabaya girilebilse ortaya çıkacak görünüm hiç de iç açıcı

olmayacaktır. Özellikle bencileyin yaşça “uzatmaları oynamaya” çabalayanların çoğunun, belki de tümünün bu kanıda olduğunu sanıyorum. Daha ileri giderek şunu savlıyorum: Benzer kanıda olan “orta yaşlı”, hatta “genç” sayılanlar bile giderek çoğalıyor. Tüm yıkıcılığına karşın “şu korona günlerinde” yaşadıklarımızın hiç olmazsa bu gerçeğin kavranmasına katkıda bulunabileceğini umuyorum. Sözgelimi, yaşamın her alanında mekanikleşmeyi, bilgiçliği, indirgemeciliği baş tacı eden değerleri, tutum ve davranışları, en azından sorgulayabilecek denli yürekli birilerinin çıkabileceğine içtenlikle inanıyorum. Ancak “şu korona günlerinde” yaşadıklarımıza, tanıklıklarımıza bakınca bu umudum ile inancımın büyük ölçüde örselendiğini söyleyebilirim. Başlıktaki soru da bu düşüncemden kaynaklanıyor sanırım.


Geleyim başlıktaki soruya…


Hem yoldaşlık hem duygudaşlık bence de; ama önceliği, yanı sıra, ağırlığı her durumda

duygudaşlığa vererek. Oysa çoğu durumda, yanı sıra çoğu zaman, örneğin “dün”,

“yoldaşlık” öne çıkarılmadı mı sizce de? Doğrusunu isterseniz, ben çıkardım örneğin.

Şimdilerde değil epeyce bir zamandır düşünüyorum da, bu, çok büyük bir yanlıştı. Yalçın Küçük, Sovyetler Birliğinde Sosyalizmin Çözülüşü”nde;


“Sovyet Sosyalizmi yeni insanı yaratamadığı için çöktü.”

“Sovyet Sosyalizmi boş zamanı hoş zamana çeviremediği için çökmüştür.”

“Sovyet Sosyalizmi Sovyet elitinin inançsızlığı yüzünden çökmüştür.”


derken, bir bakıma, bu yönden de haklıydı bence. Bu nedenle, katılır mısınız bilemem;

ben (biz) yoldaşlığı öncelerken, dahası, yoldaşlığı sözgelimi düşündaşlığa ve/veya

eylemdaşlığa indirgerken “duygudaşlığı”, deyiş yerindeyse “fena halde boşladım(k)”.

Öte yandan, hemen belirtmem gerekiyor sanırım: Bu bağlamda sözünü edeceğim