Dutluk Özlemi

 

Uygarlık tarihine baktığımızda, varlığını çoklukla, belki de hep doğaya egemen olma, doğayı belirleme mücadelesi üzerinden okumuş, bugününü ve yarınını bu mücadeleden alacağı Pirus zaferleri üzerine inşa etmiş bir tür görüyoruz. Dışını, dışı ilan ettiği –kendi bedeni dahil– canlı/cansız her şeyi astı ve aracı bilip yonta oya, kese biçe, kimini değiştirip dönüştürerek, kimini kırıp yok ederek bugünlere gelmiş bir tür... İster tümden gelelim ister tüme varalım, ister Tanrının dizinin dibine çökelim ister kendimizi ve her şeyi kurumsal bilim sunaklarına yatıralım, isterse –izmlerden –izm beğenelim, Nazım’ın deyişiyle, “Doğrultup belimizi kalktığımızdan beri iki ayak üstüne,” kanımızca bakiyesi budur insanın.

Türümüz doğaya hükmetme, dünyanın ve dahi evrenin efendisi olma arzusuyla sanayileşme, makineleşme, dijitalleşme derken bugün artık uzay teknolojileri fazında emin adımlarla ilerliyor –aşı çalışmaları da son fazda!  Kadiri mutlak devletlerimiz ve medarı iftiharımız yeni kuşak dâhilerimiz uçsuz bucaksız boşlukta türümüzün, evet evet, peyderpey hepimizin –kendimizin değil, belki çocuklarımızın, belki torunlarımızın, belki de onların torunlarının–  göçeceği yeni yuvalar arıyor. İçinden geçtiğimiz COVID-19 tufanında biz sade yurttaşların, sade dünyalıların payına kafamızı dışarı çıkaramadığımız günler, haftalar, aylar düşmüş olabilir, sanırız sonraki birkaç tufanda da aynıyla vaki olacak bu durum. Fakat asıl büyük tufan koptuğunda, Nuh’un gemisi suda değil, sonsuz boşlukta yüzecek zahir! Hem tufanı hem de gemiyi hazır etme telaşındayız ve kimilerine göre, hâlimizden anlaşılacağı üzere yazık ki sözü, gücü elinde tutanlara göre, mühim olan da bu sizin anlayacağınız. 

 

Biz farklı düşünüyoruz. Buralıyız ve buralar yine hep dutluk olsun istiyoruz biz. İnsanı doğanın, yeryüzünün, evrenin efendisi değil, bir sakini, bir parçası biliyoruz; onu canlı/cansız hiçbir şeyin üstünde görmüyoruz. Her şeyi içine alan bir dünyada, birlikte yaşama hayali kuruyoruz biz; bizden önceki hayalperestlerin izinden gidiyoruz. Ve bu hayalimiz bir gün gerçekleşecekse, bunun yolunun cümle insan, bitki, hayvanat, “her şeyde, her yerde, hep beraber” olmaktan geçtiğine inanıyoruz. 


Kısacası, insan türünün elindeki silahı bırakıp özeleştiri yapma vaktinin çoktan gelip de geçtiğini söylüyoruz. Yeryüzü türümüzün onca kibrine, hırsına, zorbalığına rağmen, bu bahar yine sakin, usul yeşerir, çiçeğe dururken, çok yakında okurlarımızın takdirine sunacağımız yeni dizimizle herkesi bu uygarlık eleştirisine katkı sunmaya çağırıyoruz.

“Bu davet bizim.”

A7 Kitap
 

Yakında

Marilyn Monroe - Maria Hesse

Yakında

Yemişim Diyetini - Chloé Hilliard

  • White Facebook Icon
  • White Twitter Icon
  • White Instagram Icon
  • YouTube - Beyaz Çember

BİZİ TAKİP EDİN

    MÜŞTERİ HİZMETLERİ 

Kullanıcı Sözleşmesi

Ürün İadesi

Hesabım

  © 2018 by A7 KİTAP         

  Telefon: +90 212 514 0809         

A7Kitap-Store-Öç-Öyküleri

Go to link